Bilimsel Çalışma Yöntemi Üzerine

Bilimsel çalışma yapabilmek için belli bir çalışma yöntemi sahibi olmak gerekli gibi gözüküyor. Bu yöntemi bulmak da kolay değil gibi gözüküyor. Bunun başlıca sebebi çok çalışmanın, fikir üretmeye çalışmanın, her işe bulaşıp birşeyler yapmaya çalışmanın, okuyup durmanın, tek başlarına, hatta birleştirildiklerinde bile yeterli olmaması.

Aslında bu noktada belli bir durumdan bahsediyorum. Bugün Akın'la konuşmamızdan çıkardığım dersten bahsediyorum. O da özetle şudur: herkesin belli bir çalışma alanı olmalı ve bu alanda o kişi en "herbirşeyi bilen" olmalı. Aksi taktirde bilimsel çalışma yapma kabiliyeti azalır. Bilimsel çalışma en son, en yeni, en ileri çalışma olduğundan, en ufak bir yavaşlama, durgunlaşmada da o çalışmayı, bilimsel çalışma olmaktan çıkacaktır.

Bunun gerekliliği ise Akın'ın dediği üzere şuralardan doğmakta. Bir kişinin birden fazla iş yapması tabiki mümkündür, tabiki insan "multi tasking" (çoklu görev) özelliği olan bir yapıya sahiptir. Ancak iş "resource sharing" (kaynak paylaşımı) kısmında tıkanmaktadır. "Ertelenen iş" önemli bir kavramdır. Eğer bir kişinin "ana araştırma" konusu herhangi bir noktada ertelenen iş konumuna düşüyorsa, bu durum o kişinin ana işinin "ana araştırma" konusu olmadığını yada o an için araştırmanın onun ana işi olmadığını gösterir. Daha önemli işler ortaya çıktıkça, ve bunların sayısı arttıkça, "ana araştırma" konusunda uzaklaşan kişi, bilmesi gereken konuda "herbirşeyi bilen" olabilmekten uzaklaşır. Ki bu da üst paragrafta geçen bilimsel çalışma tanımdan uzaaklaşmak demek oluyor. Bunu da istemiyoruz.

Herkesin herbirşeyi bildiği bir dal olabilmesi ve o dalda bilimsel fikirler üretebilmesi için, istenen konuya, derinlemesine, yanlamasına, her türlü hakim olması lazımdır. Akın'ın anlattığı modele göre, böyle başka kişi(ler) ile bir araya geldiği zaman da, ortak bir çalışmalar ile yeni dallara yelken açılabilir. Ancak eğer iki kişiden birisi kendi dalına hakim değilse, ortak çalışmanın ilgili dalından çatırtı sesleri gelebilir. Bu da herhangi bir bilimsel çalışma için, kaliteyi düşüren, yani kabul görme ihtimalini azaltan bir durum olacaktır.

Aslında bu durumun en canlı örnekleri Ergin ve Barış Kurt. İkisi de literatürden seçtikleri konu üzerinde derinlemesine bilgi sahibi olup, ondan sonra birşeyler yapmaya çalışıyorlar. Elde ettikleri sonuçlar da bu yaklaşımın doğru olduğunu gösteriyor.

Bu bağlamda ben de başladığım derinlemesine literatür araştırmasına hız verip, şu anda birinci öncelik olamasa da (dersler, takım çalışması), bilimsel çalışma yapabilmek amacıyla, en geç yaz döneminde tam hıza ulaşmak üzere devam edeyim. Zira belli bir konuda herbirşeyi bilen olup, bilimsel çalışma yapabilmek istiyorum.